Bir file dans öğretmek…

Red Hat’in harika bir “e-book”u…

“TEACHING AN ELEPHANT TO DANCE

Intentional evolution across teams, processes, and applications

Burr Sutter, director of developer experience

Deon Ballard, content marketing”

Bu yazımı yazmama ilham oldunuz. Çok teşekkür ederim.

Dijital dönüşüm sürecinde yaşayacağımız, yaşadığımız zorluklar nelerdir ve bu zorlukların üstesinden nasıl gelebiliriz?

Çok değil ama zamanda biraz geri gidersek, dijital dönüşüm ve DevOps kültürel ve teknolojik değişikliklerin hayatımıza girmesinden önce, uygulama uzun yaşam döngülerinin olduğu, bir geliştiricinin kodunu canlı ortamda çalışırken göremediği, hızlı geri bildirimler alamadığı, kod sürümlemenin aylar sürdüğü bu dönemlerde, geliştiriciler kod geliştirme keyfini biraz kaybettiler. Dijital dönüşüm, DevOps, kültürü, geliştiricilerin yaptıkları işlerden tekrar keyif almasını sağladı diyebiliriz. Altyapı ekiplerinin de işlerini kolaylaştıran bu değişim, ortak çalışma kültürünün kaçınılmaz sonucu olarak verimliliği beraberinde getirdi. Oluşturulan kodun, gerçek zamanlı olarak uçtan uca yaşam döngüsünü takip edebilmek, geri bildirim döngüleriyle, kodlarında çevik bir şekilde değişiklikler yapabilmek, keyifli bir geliştirme sürecinin olmaz ise olmazları arasındadır.

“Teaching an Elephant to Dance” kitabında çok anlamlı bir benzetme var. Diyor ki, sizin firmanızın şu an hantal bir fil, işte bu hantal file bir balerin gibi dansetmeyi öğrettiğinizde, dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştiren bir firma olacaksınız.

Dijital dönüşüm, firmalar için stratejik bir değişimdir. Dijital dönüşüm öyle bir değişimdir ki, rekabetçi baskılar değiştikçe, yeni düzenlemeler geldikçe, herhangi bir yeni güvenlik açığı keşfedildiğinde, firmanın bu zorluklara karşı hızlı, etkin, verimli tepki verebilmesini sağlar, kendi ekseninde 360 derece dönebilmesini vaad eder.   Dijital dönüşümün, “bir şeyleri” değiştirmek dışında herkes tarafından kabul gören kesin bir tanımı yok. Dijital dönüşümün, bazen, mikro servisler, konteynerler gibi yeni teknolojilerden bahsedilirken  bu teknolojiler yerine kullanıldığını görüyoruz.

Her firmanın kendine ait bir DNA’sı var. Her firma için en idealde çalışan tek bir dijital dönüşüm mimarisi, teknoloji platformu yoktur. Firmanın, kendi kültürünü, hedeflerini en doğru şekilde tanımlamasının ardından, süreçlerini dijitalleştirme adımlarını atması, o firmanın bu serüvende başarılı olması için en önemli anahtardır.

Ama bakın bu dijital dönüşüme en iyi uyum gösteren firmalar neler yapabiliyor…

·       Walmart, 200 milyon kişi çevrimiçiyken “Black Friday”de korkusuzca kodunu dağıtabiliyor.

·       Amazon, yüzlerce uygulamada her saniye (yılda 50 milyon) kod güncellemesi dağıtabiliyor

ve milyonlarca bulut örneği (cloud instances) yapılandırabiliyor.

·       Etsy, monolitik bir uygulama ile günde 100’e yakın uygulama dağıtımı yapabiliyor.

·       Netflix, tek bir kodla karmaşık bir dağıtılmış mimaride günde yüzlerce kez uygulama dağıtımı yapabiliyor. Yeni bir uygulama için, kontrolden üretim ortamına geçişi ise sadece 16 dakika.

Elbette, bu firmaların her birinin farklı ekip yapıları, temel teknoloji farklılıkları, farklı kod tabanları ve mimarileri var. Önemli olan şu, öncelikle mevcut durumlarını en iyi şekilde değerlendirdiler. Kendilerini en iyi ifade eden fotoğrafı çektiler, finansal durumları, iş stratejileri gibi pek çok parametreyi ortaya döktüler, ardından gitmek istedikleri, varmak istedikleri noktayı belirlediler. Elbette, bu sonuca gitmek içinde ortak bir kültür içinde gerekli aksiyonları aldılar ve sonuca ulaştılar. Ama bu son mu? Hayır, devamlı rekabeti, teknolojiyi takip etmek, geri bildirimlerle yaşayan bir süreç içinde bu yaşam döngüsünü canlı tutmak zorundalar. Her daim farkında olmalı, ne yaptığımızı bilmeli ve kararlı adımlar atmalıyız.

Aslında, neyi başarmak istediğimize dair net bir anlayışa sahip olmamız ve şu an bulunduğumuz yerden ne kadar uzakta olduğumuzu iyi hesaplamamız gerekir.

Böyle cümlelere dökünce kolaymış gibi görünüyor, mevcut teknik ortamı değerlendirmek, ama pek de öyle kolay olmadığını hepimiz çok net biliyoruz. Özellikle çok köklü firmalarda mevcut yapının çıkartılması gerçekten çok zorlu bir süreç oluyor. Elbette, yeni başlayan firmalar için her şey çok daha kolay. Çünkü, yeni yapısını,  yeni iş yapış kültürünü ve teknolojilerini merkezde tutarak kurması, belirlediği hedefleri bu bağlamda oluşturması, geleneksel teknolojileri yoğun bir şekilde bünyesinde tutan firmalara göre çok daha kolay.

Yine kitapta güzel bir örnek var, “altı kör kişinin bir file bakış açısı”.

Altı kör kişi karşılaştığı bir fili tanımlamaya çalışırken, her biri farklı bir parça hisseder. Örneğin gövdesine dokunan birisi belki onu bir sandık hissedecek, hortumuna dokunan birisi belki onu bir yılan sanacak, ayaklarına dokunan birisi onu sağlam bir ağacın gövdesi hissedecek, gibi gibi…

Şaşırtıcı ve ilginç olan, benzetmenin birkaç farklı sonu olması elbette.

Hikaye şunu bize anlatmaya çalışıyor, sahip olduğumuz bilgi birikimine, bakış açımıza göre farklı şeyler görebileceğimizdir.

No alt text provided for this image

Şekil 1. Farklı bakış açısı için fil örneği.

Ne gördüğümüz, kim olduğumuza, nerede olduğumuza, ne aradığımıza, ne bildiğimize ve neyi bilmediğimize bağlıdır. Mevcut kuruluşlar, organizasyonlarında birden çok file sahip olabilirler.

·       Mevcut ekip yapıları ve iletişim kalıpları,

·       Geliştirme, test etme, oluşturma ve yayınlama/dağıtım süreçleri,

·       Mevcut uygulamaları,

·       Departmanlar arasında farklı hedefler veya stratejik vizyonlar.

Bunların hepsine ayrı bir fil olarak bakmak mantıklı olacaktır. Şu da bir gerçek ki, her bir paydaş, maalesef potansiyel olarak, bu filleri farklı perspektiflerden görecektir.

Dijital dönüşüme öyle ben yaptım birden bire oldu gözüyle bakamayız. Dijital dönüşüme, farklı aşamaları olan bir süreklilik olarak bakmamız doğru olacaktır.

Mesela aşağıda olan görsel, yine bu kitaptan, benim çok hoşuma gitti.

No alt text provided for this image

Şekil 2. Dijital dönüşüm adımları.

Genel anlamda bu görseli aşağıdaki gibi özetlemek mümkün, en sonunda, yaşasın, uçan fillerimiz bile olacak. J

·       DevOps ekibi organizasyonu,

·       Self servis, talep üzerine elastik altyapı,

·       Otomasyon, Puppet, Chef, Ansible, Kubernetes yapıları,

·       CI/CD dağıtım hattı,

·       İleri düzeyde dağıtım teknikleri,

·       Mikro servis yapıları.

Dijital dönüşüme sadece teknoloji değişimi gözüyle bakamayız. Gartner’ın yaptığı bir araştırma, iş yapış kültürlerini değiştirmeden DevOps’u kullanmaya çalışan firmaların %90’nın dijital dönüşüm sürecinde başarısız olduğunu ortaya çıkarıyor. Süreç, insan ve altyapı üçlüsünü dikkate alarak DevOps organizasyonlarımızı yapmamız gerekiyor.

Sunumlarda, toplantılarda çok fazla kullandığımız bir kaç terim var. Kısaca bu terimlere de değinmek istiyorum. Aralarındaki ilişkilere dayalı olarak günümüzde öne çıkan üç uygulama mimarisi vardır. Monolitler (sıkıca birleştirilmiş), mikro servisler (ayrışmış) veservis odaklı mimariler (gevşek bir şekilde bağlanmış).

No alt text provided for this image

Şekil 3. Uygulama mimarileri.

Sektörde eski olunca tabii, 2000’li yıllarda  SOA’nın yükselişini çok iyi hatırlıyorum. Son yıllarda ise mikro servis yapılarına olan eğilimi görüyoruz. Teknolojinin ucu bucağı yok. Bakalım, Allah sağlık versin de, görelim bakalım daha neler girecek hayatımıza. J

Dijital dönüşüm stratejisi planlamaya başladığımızda, en büyük gerilimi, kültür ve altyapı bileşenlerinde hissederiz. Strateji belirlerken, gerçekçi olmamız önemli. Firmamız, gerçekçi olarak nereye kadar gidebilir, ilk etapta neyi hedeflemeliyim? Daha önce de ifade ettiğim gibi, dijital dönüşüm, kültürü,  süreçleri, mimariyi ve teknolojiyi önemli ölçüde değiştirmektedir.

Kendimize en azından şu soruları sormamız önemli.

·       Mevcut ekip nasıl yapılanmış? Hangi bölümler var?

·       Bu gruplar, bölümler arasındaki iletişim kalıpları nelerdir?

·       Şu anda planlama döngülerine kimler katılıyor?

·       İşlevselliğe bakıldığında, mevcut uygulama mimarimiz, hedeflediğimiz mimariye ne kadar yakın?

·       Firmamızdaki risk veya başarısızlık tolerans düzeyi nedir?

·       Bilgi akışının gerekliliği ne kadar iyi anlaşıldı?

·       Müşteri veya operasyonel ihtiyaçları karşılamak için ne kadar sıklıkla sürüm çıkarılması gerekiyor?

·       İş hedefleri veya geliştirme ihtiyaçları için hangi yeni işlevsellikler gerekiyor?

Kültür değişikliklerinin, kuruluşunuzun dijital dönüşüm için yapacağı tüm süreç, teknoloji veya mimari değişikliklerin temelini oluşturduğunu unutmayın. Temel olmasının önemi gereği, yönetim tarafından desteklenen ve her yerde desteklenmesini sağlamak için bir dizi temel ilke oluşturmakta önemlidir.

Öyleki, tüm firma organizasyonu, ortak hedef olarak bu kültürü almalı, tüm ekipler, dijital dönüşüm girişimlerini güçlendirmeye ve ekipleri birleştirmeye yardımcı olmalıdır. İnsan faktörünün ne derece önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. İnsan eğer isterse her şeyi başarabilir ama önce bu ortak hedefe inanması ve her bireyin ekipleri birleştirme gücünü kullanması gerekiyor.

Örneğin bu genel ilkeler aşağıdaki gibi oluşturulabilir, eminim sizin de çok fazla ekleyeceğiniz olacaktır.

·       Başarısızlık olabilir, bu olasılığı sonraki denemeler için hatalardan ders alma olarak değerlendirmek, demotivasyona neden olmamak,

·       İnsan her şeyin üstündedir. Yani fayda zarar hesap edilirken insan ön sırada tutularak gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekir,

·       Sürekli iyileştirme döngülerinin kurulması ve işletilmesi önemlidir,

·       Yaşam boyu öğrenmeyi taahhüt edin,

·       Daima hesap verebilir olun,

·       Şeffaf olun.

Dijitalleşen bir dünyada yaşadığımız çok açık ve net, bu durumun bir sonucu olarak tüketiciler olarak bizler, teknolojinin bizim için sürekli çalışmasını bekliyoruz. Dolayısıyla, ürün satın alma ve yaşam deneyimlerimiz söz konusu olduğunda, bu durum beklentilerimize yansımaktadır. Bu nedenle, firmaların, çalışanlarını ve müşterilerini memnun edecek ilerlemelere sürekli olarak yatırım yapması gerekmektedir.

Dijital dönüşüm, şirketlere rekabet avantajı sağlayabilecek bir seçenek olmaktan çıkıp hayatta kalmak için bir gereklilik haline geldi. Görünen, dönüşümle ilgili dijital yetenekler olmadan şirketler ortaya çıkan taleplere ayak uyduramayacak veya sektörün geri kalanıyla rekabet edemeyecek.

Bir firmanın rekabet gücü, süreçleri yönetme ve üretkenliği artırma yeteneği ile doğrudan ilişkilidir. McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre, daha önce ortalama 60 yıldan fazla yaşayan şirketler artık 20 yıldan daha az yaşıyor. Rekabet artmaya devam ettikçe, şirketlerin giderek doymuş bir pazarda hayatta kalmaları zorlaşmaktadır. Sektörlerinde ayakta kalmak isteyen şirketler, dijitalleşmeyi yaşamlarının temel bir parçası olarak benimsemelidir.

Dijital dönüşümün, yeni iş modellerini de beraberinde getirdiğini hepimiz görebiliyoruz. Otomasyon, geliştirilmiş üretim süreçleri ve üretim optimizasyonu, dijital dönüşümün temel unsurlarını oluşturmaktadır. Ancak bu tür bir dönüşüm, kullanılan teknolojilerle sınırlı değildir; daha önce de belirttiğim gibi tüm çalışma alanlarına entegre edilmesi gereken bir değişim kültürünü de içermektedir.

Dijital dönüşüm sayesinde ne kazanırız?

Maliyetleri Düşürür: Dijital teknolojilerin entegrasyonu, prosedürlerin dönüşümüne ve genel bir süreç optimizasyonu ile sonuçlanan belgelerin dijitalleşmesine neden olur. Sonuç olarak, gereksiz harcamalar kesilir ve bu da işçilik maliyetlerinin azalmasını sağlar.

Üretimi Merkezden Uzaklaştırır: Endüstriyel dijital dönüşüm, şirketlere tamamen uzaktan izleme sistemleri sağlar, böylece üretim kendi başına işlemeye devam edebilir. Bu, Kovid-19 gibi istisnai durumlarda bile, dijitalleşen şirketlerin üretim zincirlerini durdurmak, hatta yavaşlatmak zorunda kalmayacakları anlamına geliyor.

Verimliliği ve Üretkenliği Arttırır: Çevik ve uçtan uca kontrollü otomatize bir yaşam döngüsü, markete daha hızlı ve beklentiye uygun ürün çıkarmayı kolaylaştırır.

Yeni İş Fırsatları Oluşturur: Yeni dijital sistemler sayesinde, şirketler, büyük veri ve yapay zeka teknolojilerini daha verimli bir şekilde kullanabilir, trendlerin önüne geçme ve müşteriler arasında hangi yeni gelişmelerin başarılı olacağını tahmin etme olanaklarına sahip olurlar.

Rekabet Avantajını Teşvik Eder: Yeni teknolojiler, nihai sonucu iyileştiren üretim sistemlerine yeni işlevler ekleyerek üretilen ürünlerin kalitesini iyileştirir. Bu, söz konusu ürünün farklılaşmasını güçlendirir ve markaya katma değer sağlar. Ayrıca, çalışanların şirkete entelektüel değer katmayan görevlerle meşgul olmaktansa potansiyellerini ve mesleki becerilerini geliştirmelerine olanak tanır.

İç Uyumu Arttırır: Dijitalleşmeden doğan bilgi akışı, departmanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırarak şirketin farklı alanlarından çalışanların projelere ve karar alma süreçlerine katılımını ve işbirliğini sağlar.

Veri Kapasitesinin Kullanımını İyileştirir: Dijital dönüşüm, teknoloji araçları tarafından toplanan verilere dayalı bir karar verme kültürü oluşturur. Bu, bilinçli karar vermeyi, temel tavsiyeleri ve hızlı yanıt vermeyi güçlendirir.

Yeni Yeteneklerin İlgisini Çekin: Eğilimler ve süreçler konusunda güncel bilgi sahibi olan dijitalleştirilmiş işletmeler, eğitimli profesyonellerin ilgisini çekebilmektedir. Etkili dijital çözümlerle birlikte insan motivasyonu, şirketin verimliliğine ve karlılığına yansıyacaktır.

 Dijital dönüşüm yolculuğumuzda bizi nelerin beklediğini, ne tür sorularla bu süreci daha başarılı kılabileceğimizi, dijital dönüşümün faydalarını aktardıktan sonra, sıra, Red Hat’in bu yolculukta elimizi güçlendirecek pek çok teknolojisi olduğunu ifade etmeye geldi. J

Red Hat, mevcut  yerel bulut uygulamalarını modernize etmek ve geliştirmek amacıyla “açık hibrit bulut”u etkinleştirmek için kendi kendini yöneten ve yönetilen zengin bir bulut hizmetleri portföyü sağlamaktadır.

Red Hat’in “açık hibrit bulut” stratejisi ve yerel bulut geliştirme teknolojileri, daha fazla hız, kararlılık ve ölçeklendirmek için lokasyonlar arasında kullanabilecek esnek bir bulut deneyimi sunmaktadır.

Red Hat’in otomasyon yetenekleri, kuruluşlarının olgunluk düzeyi ne olursa olsun, birçok dağıtım hedefi ve hizmetindeki yükü azaltmalarına yardımcı olmaktadır.

Red Hat’in yapay zeka (AI),  nesnelerin interneti (IoT) teknolojileri ve ekosistemindeki gelişmeler, firmaların, dijital dönüşümü destekleyen esnek çözümler geliştirmelerini sağlamaktadır.

Red Hat’in stratejisi, şirket içi, bulut ve uç  (edge) ortamlarda tek, tutarlı bir platform ve birleşik yönetim sağlamaktır. Bu yaklaşım bize, üç avantaj sunar:

•            Hız: Uygulama hizmetlerini daha hızlı geliştirip sunabiliriz.

•            İstikrar: BT hizmetlerini herhangi bir yerdeki altyapı üzerinde güvenli bir şekilde sunabiliriz.

•            Ölçeklenebilirlik: Gelecekteki gereksinimleri hızlı bir şekilde sağlayabiliriz.

No alt text provided for this image

Şekil 4. Red Hat Portföy.

Red Hat OpenShift’in içerdiği bulutta yerel geliştirme stratejisi, geliştirici, operasyonel ve güvenlik yeteneklerini birleşik, konteyner tabanlı bir Kubernetes platformunda bir araya getirmektir.

Red Hat Ansible Otomasyon Platformu, firmaların BT varlıklarını dağıtmalarını, düzenlemelerini, yönetmelerini ve otomatikleştirmelerini sağlayan standartlaştırılmış, birleşik bir BT otomasyon platformu sağlamaktadır.

No alt text provided for this image

Şekil 5. Red Hat’in yerel bulut geliştirme stratejisi.

Özet olarak, dijital dönüşümün firmamızın yaşamsal bir parçası olması gerektiğini, dijital dönüşümün, hayatta kalabilmemiz için bir seçim değil bir zorunluluk olduğunu anlamamız önemlidir. Bu yolda karşımıza çıkacak zorlukları ne şekilde aşabileceğimizle alakalı, bu dönüşümü başarıyla yapan firmaların başarı hikayelerini de okuyarak ilham alabiliriz. Ben çok genel olarak, yazımın başında verdiğim kitaptan da alıntılar yaparak nelere önem vermemiz gerektiğini vurgulamaya çalıştım. Bu yolculuğumuzda, Red Hat pek çok teknolojisiyle bize yardıma yetişiyor. Her şeyde olduğu gibi, detaylı ilk analiz çalışması, süreçlerin, İletişim kalıplarının ortaya çıkarılması, hedeflerin belirlenmesi, insanın merkezinde olacağı strateji ve elbette doğru teknolojilerle  başarılı olunacağına şahsen ben kesin gözüyle bakıyorum. J

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Sarav Asiye Yiğit 27 Mart 2022 Pazar

Kaynakça:

https://www.redhat.com/en/solutions/digital-transformation

https://www.redhat.com/en/blog/how-overcome-two-major-challenges-digital-transformation

Bir file dans öğretmek…

Red Hat’in harika bir “e-book”u…

“TEACHING AN ELEPHANT TO DANCE

Intentional evolution across teams, processes, and applications

Burr Sutter, director of developer experience

Deon Ballard, content marketing”

Bu yazımı yazmama ilham oldunuz. Çok teşekkür ederim.

Dijital dönüşüm sürecinde yaşayacağımız, yaşadığımız zorluklar nelerdir ve bu zorlukların üstesinden nasıl gelebiliriz?

Çok değil ama zamanda biraz geri gidersek, dijital dönüşüm ve DevOps kültürel ve teknolojik değişikliklerin hayatımıza girmesinden önce, uygulama uzun yaşam döngülerinin olduğu, bir geliştiricinin kodunu canlı ortamda çalışırken göremediği, hızlı geri bildirimler alamadığı, kod sürümlemenin aylar sürdüğü bu dönemlerde, geliştiriciler kod geliştirme keyfini biraz kaybettiler. Dijital dönüşüm, DevOps, kültürü, geliştiricilerin yaptıkları işlerden tekrar keyif almasını sağladı diyebiliriz. Altyapı ekiplerinin de işlerini kolaylaştıran bu değişim, ortak çalışma kültürünün kaçınılmaz sonucu olarak verimliliği beraberinde getirdi. Oluşturulan kodun, gerçek zamanlı olarak uçtan uca yaşam döngüsünü takip edebilmek, geri bildirim döngüleriyle, kodlarında çevik bir şekilde değişiklikler yapabilmek, keyifli bir geliştirme sürecinin olmaz ise olmazları arasındadır.

“Teaching an Elephant to Dance” kitabında çok anlamlı bir benzetme var. Diyor ki, sizin firmanızın şu an hantal bir fil, işte bu hantal file bir balerin gibi dansetmeyi öğrettiğinizde, dijital dönüşümü başarıyla gerçekleştiren bir firma olacaksınız.

Dijital dönüşüm, firmalar için stratejik bir değişimdir. Dijital dönüşüm öyle bir değişimdir ki, rekabetçi baskılar değiştikçe, yeni düzenlemeler geldikçe, herhangi bir yeni güvenlik açığı keşfedildiğinde, firmanın bu zorluklara karşı hızlı, etkin, verimli tepki verebilmesini sağlar, kendi ekseninde 360 derece dönebilmesini vaad eder.   Dijital dönüşümün, “bir şeyleri” değiştirmek dışında herkes tarafından kabul gören kesin bir tanımı yok. Dijital dönüşümün, bazen, mikro servisler, konteynerler gibi yeni teknolojilerden bahsedilirken  bu teknolojiler yerine kullanıldığını görüyoruz.

Her firmanın kendine ait bir DNA’sı var. Her firma için en idealde çalışan tek bir dijital dönüşüm mimarisi, teknoloji platformu yoktur. Firmanın, kendi kültürünü, hedeflerini en doğru şekilde tanımlamasının ardından, süreçlerini dijitalleştirme adımlarını atması, o firmanın bu serüvende başarılı olması için en önemli anahtardır.

Ama bakın bu dijital dönüşüme en iyi uyum gösteren firmalar neler yapabiliyor…

·       Walmart, 200 milyon kişi çevrimiçiyken “Black Friday”de korkusuzca kodunu dağıtabiliyor.

·       Amazon, yüzlerce uygulamada her saniye (yılda 50 milyon) kod güncellemesi dağıtabiliyor

ve milyonlarca bulut örneği (cloud instances) yapılandırabiliyor.

·       Etsy, monolitik bir uygulama ile günde 100’e yakın uygulama dağıtımı yapabiliyor.

·       Netflix, tek bir kodla karmaşık bir dağıtılmış mimaride günde yüzlerce kez uygulama dağıtımı yapabiliyor. Yeni bir uygulama için, kontrolden üretim ortamına geçişi ise sadece 16 dakika.

Elbette, bu firmaların her birinin farklı ekip yapıları, temel teknoloji farklılıkları, farklı kod tabanları ve mimarileri var. Önemli olan şu, öncelikle mevcut durumlarını en iyi şekilde değerlendirdiler. Kendilerini en iyi ifade eden fotoğrafı çektiler, finansal durumları, iş stratejileri gibi pek çok parametreyi ortaya döktüler, ardından gitmek istedikleri, varmak istedikleri noktayı belirlediler. Elbette, bu sonuca gitmek içinde ortak bir kültür içinde gerekli aksiyonları aldılar ve sonuca ulaştılar. Ama bu son mu? Hayır, devamlı rekabeti, teknolojiyi takip etmek, geri bildirimlerle yaşayan bir süreç içinde bu yaşam döngüsünü canlı tutmak zorundalar. Her daim farkında olmalı, ne yaptığımızı bilmeli ve kararlı adımlar atmalıyız.

Aslında, neyi başarmak istediğimize dair net bir anlayışa sahip olmamız ve şu an bulunduğumuz yerden ne kadar uzakta olduğumuzu iyi hesaplamamız gerekir.

Böyle cümlelere dökünce kolaymış gibi görünüyor, mevcut teknik ortamı değerlendirmek, ama pek de öyle kolay olmadığını hepimiz çok net biliyoruz. Özellikle çok köklü firmalarda mevcut yapının çıkartılması gerçekten çok zorlu bir süreç oluyor. Elbette, yeni başlayan firmalar için her şey çok daha kolay. Çünkü, yeni yapısını,  yeni iş yapış kültürünü ve teknolojilerini merkezde tutarak kurması, belirlediği hedefleri bu bağlamda oluşturması, geleneksel teknolojileri yoğun bir şekilde bünyesinde tutan firmalara göre çok daha kolay.

Yine kitapta güzel bir örnek var, “altı kör kişinin bir file bakış açısı”.

Altı kör kişi karşılaştığı bir fili tanımlamaya çalışırken, her biri farklı bir parça hisseder. Örneğin gövdesine dokunan birisi belki onu bir sandık hissedecek, hortumuna dokunan birisi belki onu bir yılan sanacak, ayaklarına dokunan birisi onu sağlam bir ağacın gövdesi hissedecek, gibi gibi…

Şaşırtıcı ve ilginç olan, benzetmenin birkaç farklı sonu olması elbette.

Hikaye şunu bize anlatmaya çalışıyor, sahip olduğumuz bilgi birikimine, bakış açımıza göre farklı şeyler görebileceğimizdir.

No alt text provided for this image

Şekil 1. Farklı bakış açısı için fil örneği.

Ne gördüğümüz, kim olduğumuza, nerede olduğumuza, ne aradığımıza, ne bildiğimize ve neyi bilmediğimize bağlıdır. Mevcut kuruluşlar, organizasyonlarında birden çok file sahip olabilirler.

·       Mevcut ekip yapıları ve iletişim kalıpları,

·       Geliştirme, test etme, oluşturma ve yayınlama/dağıtım süreçleri,

·       Mevcut uygulamaları,

·       Departmanlar arasında farklı hedefler veya stratejik vizyonlar.

Bunların hepsine ayrı bir fil olarak bakmak mantıklı olacaktır. Şu da bir gerçek ki, her bir paydaş, maalesef potansiyel olarak, bu filleri farklı perspektiflerden görecektir.

Dijital dönüşüme öyle ben yaptım birden bire oldu gözüyle bakamayız. Dijital dönüşüme, farklı aşamaları olan bir süreklilik olarak bakmamız doğru olacaktır.

Mesela aşağıda olan görsel, yine bu kitaptan, benim çok hoşuma gitti.

No alt text provided for this image

Şekil 2. Dijital dönüşüm adımları.

Genel anlamda bu görseli aşağıdaki gibi özetlemek mümkün, en sonunda, yaşasın, uçan fillerimiz bile olacak. J

·       DevOps ekibi organizasyonu,

·       Self servis, talep üzerine elastik altyapı,

·       Otomasyon, Puppet, Chef, Ansible, Kubernetes yapıları,

·       CI/CD dağıtım hattı,

·       İleri düzeyde dağıtım teknikleri,

·       Mikro servis yapıları.

Dijital dönüşüme sadece teknoloji değişimi gözüyle bakamayız. Gartner’ın yaptığı bir araştırma, iş yapış kültürlerini değiştirmeden DevOps’u kullanmaya çalışan firmaların %90’nın dijital dönüşüm sürecinde başarısız olduğunu ortaya çıkarıyor. Süreç, insan ve altyapı üçlüsünü dikkate alarak DevOps organizasyonlarımızı yapmamız gerekiyor.

Sunumlarda, toplantılarda çok fazla kullandığımız bir kaç terim var. Kısaca bu terimlere de değinmek istiyorum. Aralarındaki ilişkilere dayalı olarak günümüzde öne çıkan üç uygulama mimarisi vardır. Monolitler (sıkıca birleştirilmiş), mikro servisler (ayrışmış) veservis odaklı mimariler (gevşek bir şekilde bağlanmış).

No alt text provided for this image

Şekil 3. Uygulama mimarileri.

Sektörde eski olunca tabii, 2000’li yıllarda  SOA’nın yükselişini çok iyi hatırlıyorum. Son yıllarda ise mikro servis yapılarına olan eğilimi görüyoruz. Teknolojinin ucu bucağı yok. Bakalım, Allah sağlık versin de, görelim bakalım daha neler girecek hayatımıza. J

Dijital dönüşüm stratejisi planlamaya başladığımızda, en büyük gerilimi, kültür ve altyapı bileşenlerinde hissederiz. Strateji belirlerken, gerçekçi olmamız önemli. Firmamız, gerçekçi olarak nereye kadar gidebilir, ilk etapta neyi hedeflemeliyim? Daha önce de ifade ettiğim gibi, dijital dönüşüm, kültürü,  süreçleri, mimariyi ve teknolojiyi önemli ölçüde değiştirmektedir.

Kendimize en azından şu soruları sormamız önemli.

·       Mevcut ekip nasıl yapılanmış? Hangi bölümler var?

·       Bu gruplar, bölümler arasındaki iletişim kalıpları nelerdir?

·       Şu anda planlama döngülerine kimler katılıyor?

·       İşlevselliğe bakıldığında, mevcut uygulama mimarimiz, hedeflediğimiz mimariye ne kadar yakın?

·       Firmamızdaki risk veya başarısızlık tolerans düzeyi nedir?

·       Bilgi akışının gerekliliği ne kadar iyi anlaşıldı?

·       Müşteri veya operasyonel ihtiyaçları karşılamak için ne kadar sıklıkla sürüm çıkarılması gerekiyor?

·       İş hedefleri veya geliştirme ihtiyaçları için hangi yeni işlevsellikler gerekiyor?

Kültür değişikliklerinin, kuruluşunuzun dijital dönüşüm için yapacağı tüm süreç, teknoloji veya mimari değişikliklerin temelini oluşturduğunu unutmayın. Temel olmasının önemi gereği, yönetim tarafından desteklenen ve her yerde desteklenmesini sağlamak için bir dizi temel ilke oluşturmakta önemlidir.

Öyleki, tüm firma organizasyonu, ortak hedef olarak bu kültürü almalı, tüm ekipler, dijital dönüşüm girişimlerini güçlendirmeye ve ekipleri birleştirmeye yardımcı olmalıdır. İnsan faktörünün ne derece önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. İnsan eğer isterse her şeyi başarabilir ama önce bu ortak hedefe inanması ve her bireyin ekipleri birleştirme gücünü kullanması gerekiyor.

Örneğin bu genel ilkeler aşağıdaki gibi oluşturulabilir, eminim sizin de çok fazla ekleyeceğiniz olacaktır.

·       Başarısızlık olabilir, bu olasılığı sonraki denemeler için hatalardan ders alma olarak değerlendirmek, demotivasyona neden olmamak,

·       İnsan her şeyin üstündedir. Yani fayda zarar hesap edilirken insan ön sırada tutularak gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekir,

·       Sürekli iyileştirme döngülerinin kurulması ve işletilmesi önemlidir,

·       Yaşam boyu öğrenmeyi taahhüt edin,

·       Daima hesap verebilir olun,

·       Şeffaf olun.

Dijitalleşen bir dünyada yaşadığımız çok açık ve net, bu durumun bir sonucu olarak tüketiciler olarak bizler, teknolojinin bizim için sürekli çalışmasını bekliyoruz. Dolayısıyla, ürün satın alma ve yaşam deneyimlerimiz söz konusu olduğunda, bu durum beklentilerimize yansımaktadır. Bu nedenle, firmaların, çalışanlarını ve müşterilerini memnun edecek ilerlemelere sürekli olarak yatırım yapması gerekmektedir.

Dijital dönüşüm, şirketlere rekabet avantajı sağlayabilecek bir seçenek olmaktan çıkıp hayatta kalmak için bir gereklilik haline geldi. Görünen, dönüşümle ilgili dijital yetenekler olmadan şirketler ortaya çıkan taleplere ayak uyduramayacak veya sektörün geri kalanıyla rekabet edemeyecek.

Bir firmanın rekabet gücü, süreçleri yönetme ve üretkenliği artırma yeteneği ile doğrudan ilişkilidir. McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre, daha önce ortalama 60 yıldan fazla yaşayan şirketler artık 20 yıldan daha az yaşıyor. Rekabet artmaya devam ettikçe, şirketlerin giderek doymuş bir pazarda hayatta kalmaları zorlaşmaktadır. Sektörlerinde ayakta kalmak isteyen şirketler, dijitalleşmeyi yaşamlarının temel bir parçası olarak benimsemelidir.

Dijital dönüşümün, yeni iş modellerini de beraberinde getirdiğini hepimiz görebiliyoruz. Otomasyon, geliştirilmiş üretim süreçleri ve üretim optimizasyonu, dijital dönüşümün temel unsurlarını oluşturmaktadır. Ancak bu tür bir dönüşüm, kullanılan teknolojilerle sınırlı değildir; daha önce de belirttiğim gibi tüm çalışma alanlarına entegre edilmesi gereken bir değişim kültürünü de içermektedir.

Dijital dönüşüm sayesinde ne kazanırız?

Maliyetleri Düşürür: Dijital teknolojilerin entegrasyonu, prosedürlerin dönüşümüne ve genel bir süreç optimizasyonu ile sonuçlanan belgelerin dijitalleşmesine neden olur. Sonuç olarak, gereksiz harcamalar kesilir ve bu da işçilik maliyetlerinin azalmasını sağlar.

Üretimi Merkezden Uzaklaştırır: Endüstriyel dijital dönüşüm, şirketlere tamamen uzaktan izleme sistemleri sağlar, böylece üretim kendi başına işlemeye devam edebilir. Bu, Kovid-19 gibi istisnai durumlarda bile, dijitalleşen şirketlerin üretim zincirlerini durdurmak, hatta yavaşlatmak zorunda kalmayacakları anlamına geliyor.

Verimliliği ve Üretkenliği Arttırır: Çevik ve uçtan uca kontrollü otomatize bir yaşam döngüsü, markete daha hızlı ve beklentiye uygun ürün çıkarmayı kolaylaştırır.

Yeni İş Fırsatları Oluşturur: Yeni dijital sistemler sayesinde, şirketler, büyük veri ve yapay zeka teknolojilerini daha verimli bir şekilde kullanabilir, trendlerin önüne geçme ve müşteriler arasında hangi yeni gelişmelerin başarılı olacağını tahmin etme olanaklarına sahip olurlar.

Rekabet Avantajını Teşvik Eder: Yeni teknolojiler, nihai sonucu iyileştiren üretim sistemlerine yeni işlevler ekleyerek üretilen ürünlerin kalitesini iyileştirir. Bu, söz konusu ürünün farklılaşmasını güçlendirir ve markaya katma değer sağlar. Ayrıca, çalışanların şirkete entelektüel değer katmayan görevlerle meşgul olmaktansa potansiyellerini ve mesleki becerilerini geliştirmelerine olanak tanır.

İç Uyumu Arttırır: Dijitalleşmeden doğan bilgi akışı, departmanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırarak şirketin farklı alanlarından çalışanların projelere ve karar alma süreçlerine katılımını ve işbirliğini sağlar.

Veri Kapasitesinin Kullanımını İyileştirir: Dijital dönüşüm, teknoloji araçları tarafından toplanan verilere dayalı bir karar verme kültürü oluşturur. Bu, bilinçli karar vermeyi, temel tavsiyeleri ve hızlı yanıt vermeyi güçlendirir.

Yeni Yeteneklerin İlgisini Çekin: Eğilimler ve süreçler konusunda güncel bilgi sahibi olan dijitalleştirilmiş işletmeler, eğitimli profesyonellerin ilgisini çekebilmektedir. Etkili dijital çözümlerle birlikte insan motivasyonu, şirketin verimliliğine ve karlılığına yansıyacaktır.

 Dijital dönüşüm yolculuğumuzda bizi nelerin beklediğini, ne tür sorularla bu süreci daha başarılı kılabileceğimizi, dijital dönüşümün faydalarını aktardıktan sonra, sıra, Red Hat’in bu yolculukta elimizi güçlendirecek pek çok teknolojisi olduğunu ifade etmeye geldi. J

Red Hat, mevcut  yerel bulut uygulamalarını modernize etmek ve geliştirmek amacıyla “açık hibrit bulut”u etkinleştirmek için kendi kendini yöneten ve yönetilen zengin bir bulut hizmetleri portföyü sağlamaktadır.

Red Hat’in “açık hibrit bulut” stratejisi ve yerel bulut geliştirme teknolojileri, daha fazla hız, kararlılık ve ölçeklendirmek için lokasyonlar arasında kullanabilecek esnek bir bulut deneyimi sunmaktadır.

Red Hat’in otomasyon yetenekleri, kuruluşlarının olgunluk düzeyi ne olursa olsun, birçok dağıtım hedefi ve hizmetindeki yükü azaltmalarına yardımcı olmaktadır.

Red Hat’in yapay zeka (AI),  nesnelerin interneti (IoT) teknolojileri ve ekosistemindeki gelişmeler, firmaların, dijital dönüşümü destekleyen esnek çözümler geliştirmelerini sağlamaktadır.

Red Hat’in stratejisi, şirket içi, bulut ve uç  (edge) ortamlarda tek, tutarlı bir platform ve birleşik yönetim sağlamaktır. Bu yaklaşım bize, üç avantaj sunar:

•            Hız: Uygulama hizmetlerini daha hızlı geliştirip sunabiliriz.

•            İstikrar: BT hizmetlerini herhangi bir yerdeki altyapı üzerinde güvenli bir şekilde sunabiliriz.

•            Ölçeklenebilirlik: Gelecekteki gereksinimleri hızlı bir şekilde sağlayabiliriz.

No alt text provided for this image

Şekil 4. Red Hat Portföy.

Red Hat OpenShift’in içerdiği bulutta yerel geliştirme stratejisi, geliştirici, operasyonel ve güvenlik yeteneklerini birleşik, konteyner tabanlı bir Kubernetes platformunda bir araya getirmektir.

Red Hat Ansible Otomasyon Platformu, firmaların BT varlıklarını dağıtmalarını, düzenlemelerini, yönetmelerini ve otomatikleştirmelerini sağlayan standartlaştırılmış, birleşik bir BT otomasyon platformu sağlamaktadır.

No alt text provided for this image

Şekil 5. Red Hat’in yerel bulut geliştirme stratejisi.

Özet olarak, dijital dönüşümün firmamızın yaşamsal bir parçası olması gerektiğini, dijital dönüşümün, hayatta kalabilmemiz için bir seçim değil bir zorunluluk olduğunu anlamamız önemlidir. Bu yolda karşımıza çıkacak zorlukları ne şekilde aşabileceğimizle alakalı, bu dönüşümü başarıyla yapan firmaların başarı hikayelerini de okuyarak ilham alabiliriz. Ben çok genel olarak, yazımın başında verdiğim kitaptan da alıntılar yaparak nelere önem vermemiz gerektiğini vurgulamaya çalıştım. Bu yolculuğumuzda, Red Hat pek çok teknolojisiyle bize yardıma yetişiyor. Her şeyde olduğu gibi, detaylı ilk analiz çalışması, süreçlerin, İletişim kalıplarının ortaya çıkarılması, hedeflerin belirlenmesi, insanın merkezinde olacağı strateji ve elbette doğru teknolojilerle  başarılı olunacağına şahsen ben kesin gözüyle bakıyorum. J

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Sarav Asiye Yiğit 27 Mart 2022 Pazar

Kaynakça:

https://www.redhat.com/en/solutions/digital-transformation

https://www.redhat.com/en/blog/how-overcome-two-major-challenges-digital-transformation